Bu da, bir dönem yazdığım asparagaz mizah sitesi yazılarından biri, mizah ama 1e1 gerçektir. Buyrunuz okunuyuz, gülünüz.
Asparagaz mizah şeysi:
Süper Macera - Tam Sayı - Telekominikasyon
Kahramanımız MoD uzun yıllar sonra evine telefon bağlatmaya karar verir, niye, çünkü rahat batmıştır ona. Cep telefonu yetmemiş evden Internet'e bağlanmak istemiştir. Olaylar gelişir...
İlk 1 ay, sabah 8 de uyanma çalışması yapar. Saati sabah 6 ya kurup 9 dakika aralıklarla çaldırmaya çalışır, böylece nihai uyanma saatini 9 a kadar çeker. 8 bir şekilde olmamaktadır. Kankalar seferber edilir, sabah telefonlar açılır saatler çalar, 9 dan aşağıya bir dakika inilemez. 9 neyimize yetmiyor ki diyerekten telefon müdürlüğüne gidilir çaresizce. Yoğun uğraşlar sonucu yanlış telefon müdürlüğüne gidildiği ortaya çıkar.
Sonraki 1 ay 8 de kalkma çalışmalarına devam edilir, mümkün olamaz. Pazarlıklar sonucu yakın çevrede oturan bir arkadaş razı edilir, şahıs sabah eve gelmek suretiyle zorlukla MoD uyandırılır ve beraberce doğru müdürlüğe gidilir. 4 ayrı yanlış sıra beklendikten sonra, doğru kişi konuşur "hebula hebe dulla hodene!" der kişi, bir şekilde konuşması Türkçe değildir. Tane tane tekrarlaması söylendikçe giderek anlaşılır bir dile döner "dilliekçen yaezzz", dilekçe yazılma faslı için aşağıya inilir. Bakkal dilekçe yazmaktadır. Gerekli bilgiler alınır, iyi davranılır, akla, telefon müdürlüğünün esas bürosunun burası olup olmadığı getirilir. Bakkal, birine telefon eder ve abdullah beyle konuşur, abdullah bey kahramanımızla ilgilenecektir. Abdullah beye, dilekçe elde çıkılır. Aman Allahım! Abdullah bey deminki Türkçe konuşmaya bilmeyen veya gereğinden hızlı konuşan kişidir! Korkuyla yaklaşılır...
Abdullah bey, insan gibi konuşmaktadır! Telefon sonrası normal bir insana dönüşmüştür. İlgi ve şefkat gösterir. İşlemleri yapar ve başka bir sıraya yollar. Yanlış sıradır, boşuna beklenilir, ama olsundur! Doğru sıra bulunur ve bir takip kağıdı alınr, 5 gün sonra gelinmek üzere vedalaşılır. Saat 12:00 olmuştur bile.
5 gün sonra kahramanımız yine uyanamamıştır, hem de su kaçırmış saat 11:00'e kadar uyumuştur. Aklından, yarın takip ederim diye geçirmketedir, huysuzca yatağında dönmektedir. Zil çalar.. hayrola şeklinde kapı açılır, efendi, yaşlıca biri gelir.
Telefonu bağlamaya gelmiştir! Husus göz yaşartıcıdır. Telefon bağlanır hemen. Hat dijital hattır ve ahenkli süper bir numara tahsis edilmiştir. Zevkten dört köşe olunur. Akşama açılır diye gider efendi memur. Telefon 2 gün sonra açılır. Hevesle hat sesi gelen telefon kaldırılır. Bir süre hat sesi duyulur sonra birden bir kadın sesi araya girer: "Telefonununuz borcunuzdan dolayı kapalıdır."
Acı içinde yerlerde yuvarlanılır. Koşarak işe gidilir, daha yeni açılan bir telefonun borcu olamazdır şeklinde PTT'ye ulaşılmaya çalışılır. En yakın büyük merkeze gidilir, borç sorulur, hakikaten borç vardır ama telefon kahramanımıza değil başkasına aittir. Hiddetle işe dönülür. Başkasının telefonu takılmıştır ona, zaten 5 günde telefon takıldığı görülmüşmüdür!
Telefonu takan merkezin telefonu araştırılır, baş müdürlük aranır, yerin telefonu sorulur. Verilen numara 30 dakika aranır, bir meşgul çalmaktadır bir de çalıp açılmamaktadır. 118 aranır ve aynı yer sorulur, başka bir numara verilir. Bu numarada yanıt vermez. Internet'ten siteye gidilir, abone işleri numaraları araştırılır, 13 ayrı numara vardır, uzun uğraşlar verilir. Son numarayı biri açar!
Sorular sorulur. Telefonu açan yanlış numarayı aramışsınız der yeni bir telefon verir. Yeni telefon hevesle aranır:
Telefonu biri "Bursa İskender, buyrun!" diye açar.
Kahramanımız o gün bugündür telefon görünce kaçmaktadır. Evindeki telefonu camdan atmak suretiyle yok etmiştir.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder