Film Eleştiri: In The Name Of The King "Koşarak kaçın"

Uwe Boll isimli Alman yönetmeni duydunuz mu?

Duymadıysanız, filmlerinden uzak durum. Duyduysanız zaten uzak duruyorsunuzdur. (Belki de Uwe Boll bir daha film yapmasın imza kampanyasına katılmışsınızdır. Gerçekten, var bu kampanya)

Bu arkadaş, bilgisayar oyunlarına pek feci filmler yapmasıyla ünlü. Mesela, Alone In The Dark... Mesela BloodRayne...

Esasında, azmine şaşmak lazım çünkü bu tarz filmlerin sadece yönetmeni değil. Oyun filmleri için:

  • Gidiyor, parayı bastırıp lisansını satın alıyor...
  • Prodüktör oluyor...
  • Senaryoyu yazıyor...
  • Yönetiyor...
Filmler için olmasa bile, bu filmleri yaptırmak için finansör bulma becerisi ile takdir kazanabilir.

Gelelim filmimize, Dungeon Siege isimli; "çiftçiden başlayarak bütün krallığa hükmeden bir kahraman olma" konulu rol yapma oyunu filme dönüştürülmüş.

İçinde goblin benzeri, elf benzeri, büyücü benzeri fantazi öğeleri olan bir film ne yapılabilir de REZALET hale getirilebilir? Buyrun inceleyelim...
  • Başrole, piyasada aynı anda 3 filmi olan - kel - Jason Statham konulur. Bir salonda Bank Job oynarken diğer salonda barbar Statham akılda kavram karmaşası yaratır.
  • Kötü adama son derece modern deri giysiler giydirilir ve modern bir saç kesimi yapılır ki filmin uyduruk olduğu ortaya çıkar.
  • Azıcık bir konusu olan (oyun bu yahu, hemde strateji oyunu neredeyse) filmi 120 dakika sürdürür, orjinal versiyonu ise 180 dakikadır. Allahtan 120 ye kesilmiştir.
  • Goblin'e benzer "düşman" yaratıkları öylesine kötü yapar ki - Dünyayı Kurtaran Adam yaratıklarıyla yarıştırılabilsin.
  • Elf konseptini alır, feminizm ile harmanlar.
  • Diyalogları sıkıcı, kamera açılarını rezalet yapar ki; amatör film gerçekliği sağlanır.
Lütfen seyretmeyin, seyredenleri dövün, beğenenlerden kaçın.

2 yorum:

Adsız dedi ki...

Uwe Boll'un gidip parayi bastirip birsey yaptigi yok. Daha filmi cekmeye baslamadan coktan parasini cikarmis oluyor. Bundan dolayi da filmi iyi yapma gibi bir amaci yok zaten. Tum hikaye Almanlarin vergi odeyenlerin parasi ile film cekmeyi tesvik etme cabasi.

Daha fazla bilgi icin buraya bakabilirsiniz.

PS: Birak sadece RSS Feed headline'larini okumayi, article'larin comment'lerini okuyunca ancak bu tur bilgilere vakif olabiliyor insan. ;)

ubergeek dedi ki...

Her ne kadar vergi parasıyla her saçmalığın finanse edilebiliyor olması hoş olmasa da, Almanların bu uygulaması iyi sonuçlar da veriyor.

Mesela Fatih Akın'ın neredeyse her filmi Alman vergi mükelleflerinin katkısıyla çekiliyor. Bunlar olmasa Fatih'in bunları çekip bize göstermesi mümkün olur muydu, emin değilim.

Dünya sinema endüstrisi, Hollywood'dan çıkan her türlü saçmalığı her akşam 50 kanaldan evimize sokmayı başarıyor.

Hollywood dışından gelen filmler için ise hayatı zorlaştıracak her şey düşünülmüş. Bazı devletlerin buna karşı yapımcılara bir miktar yardım sağlıyor olması çok yanlış değil bence. Bu arada bizim Kültür Bakanlığı da benzer yardımları Türk filmcilerine yapıyor.

Hollywood dışından filmleri görmemizi sağlayan sistem, arada bir Uwe Boll gibilerin de işine yarıyorsa, bu aslında sağlıklı bir işaret. Demek ki Almanlar bu destekleri verirken tarafsız davranıyorlar, beğenilmeyen filmlerin yapımcılarına da şans tanıyorlar. Tersi bence daha kötü olurdu.