Aytaç Mani - Podcasts!

IPod Touch çağın cihazı. İlk Barış, ITouch daha Türkiye'ye uğramadan Amerikadan alıp geldiğinde dokundum. Dokunduğum anda aşık oldum. Bir cihaz böyle olmalıydı! Dokunuşu, fonksiyonelliği, düşünüşü... aman allahım bir cihaza aşık olmuştum.

Hemen Amerika'dan dönecek bir arkadaşıma sipariş verdim. Çeşitli olaylar neticesinde olmadı, getiremedi. Sonra cihaz Türkiye'ye geldi. Benim cimriliğim tutumuştu, Amerika'dan yarı fiyatına alacağım bu cihazı burada o kadar pahalıya alamazdım, ne de olsa gözümde tüm cihazlar "fiyat/performans" olarak ölçülüyordu ve ITouch, dokunduğum andan itibaren fiatıyla da cezbedici bir aletti - bir kuruş fazla veremezdim!

Bir kaç ay sonra - ofiste herkesin ITouch'ı olduktan sonra - bir elden düşme teklifi mantıklı geldi ve artık benim de bir ITouch'ım vardı!

Aradan geçen zaman ITouch'a eleştirisel gözle bakmama sebep oldu. Amerika'da oturmadan ve bir ITunes hesabı olmadan ITouch biraz sakat bir cihazdı. Lost dizisini indiremedikten sonra, vido klipleri gönlümce seyredemeedikten sonra bu cihaz tam olarak neye yarardı? Ne de olsa bir bluetooth'u bile yoktu.

Olsun! Kendimi, Video Podcast'lere verdim. Daha önceki IPod yaşantımda Voice Podcastleri indirip, spor yaparken dinlerdim- veya arabada işe giderken. Şimdi ise, Video Podcast'lerim olmuştu. Birinci haftamda tam 20 adet Video Podcast üyesiydim. Tabii, artık arabada ve sporda VCast dinleyemiyordum. Onun yerine yatmadan önce, FEEDlerimi seyredip, bilgilenmiş olarak yatmaya karar verdim.

Tanrım, kendimi Transmetropolitan çizgi romanından Spider Jerusalem'e benzettim. Gelecekte geçen bu çizgi romanda herkes feedlerle yaşıyordu. Küçük küçük, herkesin oluşturabildiği kısa haber parçaları.

Ben de artık bir dünya vatandaşıydım! Bin tane insan benim için küçük küçük haber parçaları yapıp ITouch'ıma koyuyordu ve ben aç aç bu feedlerle besleniyor - ilgi alanıma giren hiç bir şeyi kaçırmıyordum.

Yaşasın next gen! 2008'e giriyorduk ve azıcık da olsa bir bilim kurgu dünyasında yaşamaya yaklaşmıştıl.

Hiç yorum yok: